Eski Masaüstü Görünüm


Elimizde bulunan Kur’an-ı Kerim’in Yaratıcı’dan gelen bir mesaj olmadığı, böyle bir mesaj gönderilmişse bile bu mesajın sonradan değiştirilerek bozulduğu ... Yazının tamamı...


"Yazmak veya yazar olmak, kendi başına bir değer değildir. Çünkü doğruları yazmak değil yaşamak yiğitliktir. Rablerinin huzuruna okur-yazar olarak değil okur-yaşar olarak çıkmaya çalışan müslümanlar, ebedi kurtuluşu umabilecek müslümanlardır." 
... 


"Din nasihattir.
İlahi ölçüye göre doğru ve insanlar için faydalı gördüğünüz mesajları, internet üzerinden veya çıktı alarak bilgisayarı olmayan kardeşlerinizle paylaşın ki siz küçük adımlarla rahmete giderken, rahmet de büyük adımlarla size geliyor olsun."

Küçük Elleri Bırakmamak; Kaybolan Kuşaklar ve ’’Elden Tutma’’nın Derin Manası



Hatırlamaya çalıştı, galiba ilkokula başladığı seneydi.

Babası -kabrine rahmet yağmurları yağsın- elinden tutup onu bayram yerine götürmüştü. Oyunlar, oyuncaklar derken bir de baktı ki kendi başına kalıvermiş, babası yanında yok. Hâlbuki ona elini bırakmamasını da söylemişti. Korktu ve ağlamaya başladı. O derece içli ve devamlı ağlıyordu ki sanki her dakika bir yıla bedeldi. Öte yandan babası da her yerde onu arayıp durmadaydı. Sonunda buldu. Çocuk, kendisine çok kızacağını sanıyordu, oysa babası öyle yapmadı. Burnunu şefkatlice sıkarak ömrü boyunca hiç unutmayacağı şu cümleyi söyledi:

"A babasının canı. Bu işte kabahat benimdir çünkü küçükler yola yalnız gidemez, kaybolurlar, büyükler onların ellerinden tutmalı."


Paylaştığım alıntı, sadece geçmişten gelen nostaljik bir anı değil, insan ruhunun en temel ihtiyaçlarından birine, "güvenli bağlanmaya" tutulmuş bir aynadır. O babanın, korkudan titreyen çocuğuna sarılıp, “Bu işte kabahat benimdir çünkü küçükler yola yalnız gidemez, kaybolurlar, büyükler onların ellerinden tutmalı.” demesi, pedagojinin en saf, en insani özetidir. Bu cümle, suçlamayı değil sorumluluğu, cezayı değil şefkati seçen bir bilgeliğin tezahürüdür. Peki, o bayram yerinden günümüzün karmaşık, dijital ve gürültülü dünyasına ne kaldı?

Bugünün dünyası, o hikâyedeki bayram yerinden çok daha kalabalık, çok daha tekinsiz ve çocukların kaybolabileceği labirentlerle dolu. Ancak bugünün trajedisi, çocukların fiziksel olarak kaybolmasından ziyade, ruhsal ve zihinsel olarak kalabalıkların içinde yalnız kalmalarıdır. Biz yetişkinler, bazen kendi hayat telaşımızda, bazen de "onlar artık büyüdü, kendi başlarının çaresine baksınlar" yanılgısıyla, bilmeden onların ellerini bırakıveriyoruz.


"Küçükler yola yalnız gidemez..."

Bu evrensel bir doğrudur. Yol sadece fiziksel bir mesafe değildir; yol hayattır, ergenliktir, kimlik arayışıdır, hayal kırıklıklarıdır.


Yazının tamamı...

"En karamsar vakitlerinizde bile yaşama isteğinizi ve Allah'a kulluk heyecanınızı kaybetmeyiniz. Çünkü her güzel şeyin, en güzel bir şekilde bulunduğu cennette dahi Allah'ı hoşnut edebileceğimiz böylesi vakitler yoktur. Allah'ı hoşnut etmek isteyen müslümanlar için yaşadığımız dünya vakitleri, cennet vakitlerinden çok daha değerlidir."


"Hiç kimseye ve hiçbir gruba "Size geleceğiz" demiyoruz. Hiçbir kimseye ve hiçbir gruba "Bize gelin" de demiyoruz. Ne dediğimiz açıktır. Gelin hep birlikte Allah ve Resulünün tartışmasız daveti olan Kur'an-ı Kerim'e icabet edelim."


"Yüce Kitabımızdaki "Gerçek şu ki dinlerini parça parça edip kendileri de grup grup olanlar (var ya), senin onlarla hiçbir ilişkin (alakan) yoktur. Onların işi Allah'a aittir. Sonra O, yaptıklarını kendilerine haber verecektir. (6-En'am 159)" buyruğuna iman ve teslimiyet gösteren müslümanlar olarak, İslam ümmetinin bütünlüğünü değil kendi mezhep, meşrep ve fırkalarını önceleyerek dinlerini parçalayanlarla bizim de bir ilişiğimiz ve onlarla tartışacağımız bir husus yoktur. Elbetteki onlara da dua ediyor, "Allah hepimizi hak ve hakikatte birleştirsin" diyoruz."


"Burası öncelikle halka değil hakka açık özel ve küçük bir sitedir. Ayet-i kerimelere muhalif yollarda karşılaşılan sorunları tartışma ve çözme gayesi olmadığı gibi vahiyden kaynaklanmayan popüler gündemlere de dahil olma niyeti yoktur. Bu sitedeki yegane hedefimiz hakkı anlayan ve yaşamaya çalışan az sayıdaki kardeşlerimizle rivayetlere değil ayetlere dayalı hakkı konuşmak ve paylaşmaktır. Bundan başka bir gayesi olanlar bu özelimize saygı göstererek lütfen bizden ve bu siteden uzak dursunlar."
...


Bir Ayet

Kur’an Dinle

Kur’an İçerisinde Ara

Kur’an Mealini İndir
Küçük Elleri Bırakmamak; Kaybolan Kuşaklar ve ’’Elden Tutma’’nın Derin Manası



Hatırlamaya çalıştı, galiba ilkokula başladığı seneydi.

Babası -kabrine rahmet yağmurları yağsın- elinden tutup onu bayram yerine götürmüştü. Oyunlar, oyuncaklar derken bir de baktı ki kendi başına kalıvermiş, babası yanında yok. Hâlbuki ona elini bırakmamasını da söylemişti. Korktu ve ağlamaya başladı. O derece içli ve devamlı ağlıyordu ki sanki her dakika bir yıla bedeldi. Öte yandan babası da her yerde onu arayıp durmadaydı. Sonunda buldu. Çocuk, kendisine çok kızacağını sanıyordu, oysa babası öyle yapmadı. Burnunu şefkatlice sıkarak ömrü boyunca hiç unutmayacağı şu cümleyi söyledi:

"A babasının canı. Bu işte kabahat benimdir çünkü küçükler yola yalnız gidemez, kaybolurlar, büyükler onların ellerinden tutmalı."


Paylaştığım alıntı, sadece geçmişten gelen nostaljik bir anı değil, insan ruhunun en temel ihtiyaçlarından birine, "güvenli bağlanmaya" tutulmuş bir aynadır. O babanın, korkudan titreyen çocuğuna sarılıp, “Bu işte kabahat benimdir çünkü küçükler yola yalnız gidemez, kaybolurlar, büyükler onların ellerinden tutmalı.” demesi, pedagojinin en saf, en insani özetidir. Bu cümle, suçlamayı değil sorumluluğu, cezayı değil şefkati seçen bir bilgeliğin tezahürüdür. Peki, o bayram yerinden günümüzün karmaşık, dijital ve gürültülü dünyasına ne kaldı?

Bugünün dünyası, o hikâyedeki bayram yerinden çok daha kalabalık, çok daha tekinsiz ve çocukların kaybolabileceği labirentlerle dolu. Ancak bugünün trajedisi, çocukların fiziksel olarak kaybolmasından ziyade, ruhsal ve zihinsel olarak kalabalıkların içinde yalnız kalmalarıdır. Biz yetişkinler, bazen kendi hayat telaşımızda, bazen de "onlar artık büyüdü, kendi başlarının çaresine baksınlar" yanılgısıyla, bilmeden onların ellerini bırakıveriyoruz.


"Küçükler yola yalnız gidemez..."

Bu evrensel bir doğrudur. Yol sadece fiziksel bir mesafe değildir; yol hayattır, ergenliktir, kimlik arayışıdır, hayal kırıklıklarıdır.


Yazının tamamı...

Elimizde bulunan Kur’an-ı Kerim’in Yaratıcı’dan gelen bir mesaj olmadığı, böyle bir mesaj gönderilmişse bile bu mesajın sonradan değiştirilerek bozulduğu ...

Yazının tamamı...

"Yazmak veya yazar olmak, kendi başına bir değer değildir. Çünkü doğruları yazmak değil yaşamak yiğitliktir. Rablerinin huzuruna okur-yazar olarak değil okur-yaşar olarak çıkmaya çalışan müslümanlar, ebedi kurtuluşu umabilecek müslümanlardır." ... 

"Din nasihattir. İlahi ölçüye göre doğru ve insanlar için faydalı gördüğünüz mesajları, internet üzerinden veya çıktı alarak bilgisayarı olmayan kardeşlerinizle paylaşın ki siz küçük adımlarla rahmete giderken, rahmet de büyük adımlarla size geliyor olsun."

"En karamsar vakitlerinizde bile yaşama isteğinizi ve Allah'a kulluk heyecanınızı kaybetmeyiniz. Çünkü her güzel şeyin, en güzel bir şekilde bulunduğu cennette dahi Allah'ı hoşnut edebileceğimiz böylesi vakitler yoktur. Allah'ı hoşnut etmek isteyen müslümanlar için yaşadığımız dünya vakitleri, cennet vakitlerinden çok daha değerlidir."

"Hiç kimseye ve hiçbir gruba "Size geleceğiz" demiyoruz. Hiçbir kimseye ve hiçbir gruba "Bize gelin" de demiyoruz. Ne dediğimiz açıktır. Gelin hep birlikte Allah ve Resulünün tartışmasız daveti olan Kur'an-ı Kerim'e icabet edelim."

"Yüce Kitabımızdaki "Gerçek şu ki dinlerini parça parça edip kendileri de grup grup olanlar (var ya), senin onlarla hiçbir ilişkin (alakan) yoktur. Onların işi Allah'a aittir. Sonra O, yaptıklarını kendilerine haber verecektir. (6-En'am 159)" buyruğuna iman ve teslimiyet gösteren müslümanlar olarak, İslam ümmetinin bütünlüğünü değil kendi mezhep, meşrep ve fırkalarını önceleyerek dinlerini parçalayanlarla bizim de bir ilişiğimiz ve onlarla tartışacağımız bir husus yoktur. Elbetteki onlara da dua ediyor, "Allah hepimizi hak ve hakikatte birleştirsin" diyoruz."

"Burası öncelikle halka değil hakka açık özel ve küçük bir sitedir. Ayet-i kerimelere muhalif yollarda karşılaşılan sorunları tartışma ve çözme gayesi olmadığı gibi vahiyden kaynaklanmayan popüler gündemlere de dahil olma niyeti yoktur. Bu sitedeki yegane hedefimiz hakkı anlayan ve yaşamaya çalışan az sayıdaki kardeşlerimizle rivayetlere değil ayetlere dayalı hakkı konuşmak ve paylaşmaktır. Bundan başka bir gayesi olanlar bu özelimize saygı göstererek lütfen bizden ve bu siteden uzak dursunlar."...