Eski Masaüstü Görünüm


Hatırlamaya çalıştı, galiba ilkokula başladığı seneydi. Babası -kabrine rahmet yağmurları yağsın- elinden tutup onu bayram yerine götürmüştü. ... Yazının tamamı...


"Yazmak veya yazar olmak, kendi başına bir değer değildir. Çünkü doğruları yazmak değil yaşamak yiğitliktir. Rablerinin huzuruna okur-yazar olarak değil okur-yaşar olarak çıkmaya çalışan müslümanlar, ebedi kurtuluşu umabilecek müslümanlardır." 
... 


"Din nasihattir.
İlahi ölçüye göre doğru ve insanlar için faydalı gördüğünüz mesajları, internet üzerinden veya çıktı alarak bilgisayarı olmayan kardeşlerinizle paylaşın ki siz küçük adımlarla rahmete giderken, rahmet de büyük adımlarla size geliyor olsun."

Dinlenilmenin, Değer Görmenin ve Paylaşmanın Fıtri Dili



Asadan Sınıfa Bir Gönül Yolculuğu

Sınıfta ilk ders zili çaldığında, minik kalplerin koşturarak yanımıza gelmesini, her an bir şeyler anlatma çabasını düşünün. Çocuklar o kadar sürekli bölerler ki... "Öğretmenim ben de şöyle bir şey yaşadım, öğretmenim biliyor musunuz..." diye, hayatlarından en küçük detayları bile coşkuyla taşırlar önümüze. İtiraf edeyim, yoğunluk içinde insan bazen bu durumu yorucu bulabiliyor; "Bir dakika, dinleyin, sırayla anlatın." deme ihtiyacı hissedebiliyor. Çünkü çocukların o ardı arkası kesilmeyen, her an bir örnekle araya giren halleri ilk bakışta coşkulu bir taşkınlık gibi gelebiliyor.


Fakat biraz durup düşündüğümde, insan ruhunun derinliklerine indikçe anlıyorum ki mesele asla anlatılan o basit detaylar değil. Dün akşam da çok sevdiğim iki dostumla otururken fark ettim bunu. Kendimizi huzurlu ve güvende hissettiğimiz o sıcak ortamda, biz yetişkinler bile içimizdekileri tutamayarak coşkuyla konuşuyor, birbirimizin sözünü kesiyor, en sade anılarımızı büyük bir iştiyakla paylaşıyoruz. Çünkü insan; sevildiğinden, değer gördüğünden ve dinlendiğinden emin olduğu yerde sınırsızca açılmak, içindekileri dökmek ister. Sınıftaki minik öğrencilerimin o coşkusu da aslında tam olarak budur. Onlar sadece bir şey anlatmıyor, "Öğretmenim, ben buradayım, seni seviyorum ve senin yanında güvendeyim." diyerek, o güvenin ve değer görmenin mutluluğunu paylaşıyorlar.


İşte çocukların bu saf paylaşma arzusu ile insan ruhunun bu fıtri ihtiyacı, zihnimi tarihin en büyük ve en mukaddes buluşmasına, Tûr Dağı'na götürdü. Merhum Mehmed Alagaş hocamızın eserlerinde de tefekkür ettiğimiz o hakikatin izini sürdüğümüzde, karşımıza çıkan manzara bu bağın ne kadar köklü olduğunu gösteriyor. Hz. Musa, Tûr Dağı'nda önce ürperiyor, korkuyor fakat âlemlerin Rabbi ile konuştuğunu idrak edince o korku ...


Yazının tamamı...

"En karamsar vakitlerinizde bile yaşama isteğinizi ve Allah'a kulluk heyecanınızı kaybetmeyiniz. Çünkü her güzel şeyin, en güzel bir şekilde bulunduğu cennette dahi Allah'ı hoşnut edebileceğimiz böylesi vakitler yoktur. Allah'ı hoşnut etmek isteyen müslümanlar için yaşadığımız dünya vakitleri, cennet vakitlerinden çok daha değerlidir."


"Hiç kimseye ve hiçbir gruba "Size geleceğiz" demiyoruz. Hiçbir kimseye ve hiçbir gruba "Bize gelin" de demiyoruz. Ne dediğimiz açıktır. Gelin hep birlikte Allah ve Resulünün tartışmasız daveti olan Kur'an-ı Kerim'e icabet edelim."


"Yüce Kitabımızdaki "Gerçek şu ki dinlerini parça parça edip kendileri de grup grup olanlar (var ya), senin onlarla hiçbir ilişkin (alakan) yoktur. Onların işi Allah'a aittir. Sonra O, yaptıklarını kendilerine haber verecektir. (6-En'am 159)" buyruğuna iman ve teslimiyet gösteren müslümanlar olarak, İslam ümmetinin bütünlüğünü değil kendi mezhep, meşrep ve fırkalarını önceleyerek dinlerini parçalayanlarla bizim de bir ilişiğimiz ve onlarla tartışacağımız bir husus yoktur. Elbetteki onlara da dua ediyor, "Allah hepimizi hak ve hakikatte birleştirsin" diyoruz."


"Burası öncelikle halka değil hakka açık özel ve küçük bir sitedir. Ayet-i kerimelere muhalif yollarda karşılaşılan sorunları tartışma ve çözme gayesi olmadığı gibi vahiyden kaynaklanmayan popüler gündemlere de dahil olma niyeti yoktur. Bu sitedeki yegane hedefimiz hakkı anlayan ve yaşamaya çalışan az sayıdaki kardeşlerimizle rivayetlere değil ayetlere dayalı hakkı konuşmak ve paylaşmaktır. Bundan başka bir gayesi olanlar bu özelimize saygı göstererek lütfen bizden ve bu siteden uzak dursunlar."
...


Bir Ayet

Kur’an Dinle

Kur’an İçerisinde Ara

Kur’an Mealini İndir
Dinlenilmenin, Değer Görmenin ve Paylaşmanın Fıtri Dili



Asadan Sınıfa Bir Gönül Yolculuğu

Sınıfta ilk ders zili çaldığında, minik kalplerin koşturarak yanımıza gelmesini, her an bir şeyler anlatma çabasını düşünün. Çocuklar o kadar sürekli bölerler ki... "Öğretmenim ben de şöyle bir şey yaşadım, öğretmenim biliyor musunuz..." diye, hayatlarından en küçük detayları bile coşkuyla taşırlar önümüze. İtiraf edeyim, yoğunluk içinde insan bazen bu durumu yorucu bulabiliyor; "Bir dakika, dinleyin, sırayla anlatın." deme ihtiyacı hissedebiliyor. Çünkü çocukların o ardı arkası kesilmeyen, her an bir örnekle araya giren halleri ilk bakışta coşkulu bir taşkınlık gibi gelebiliyor.


Fakat biraz durup düşündüğümde, insan ruhunun derinliklerine indikçe anlıyorum ki mesele asla anlatılan o basit detaylar değil. Dün akşam da çok sevdiğim iki dostumla otururken fark ettim bunu. Kendimizi huzurlu ve güvende hissettiğimiz o sıcak ortamda, biz yetişkinler bile içimizdekileri tutamayarak coşkuyla konuşuyor, birbirimizin sözünü kesiyor, en sade anılarımızı büyük bir iştiyakla paylaşıyoruz. Çünkü insan; sevildiğinden, değer gördüğünden ve dinlendiğinden emin olduğu yerde sınırsızca açılmak, içindekileri dökmek ister. Sınıftaki minik öğrencilerimin o coşkusu da aslında tam olarak budur. Onlar sadece bir şey anlatmıyor, "Öğretmenim, ben buradayım, seni seviyorum ve senin yanında güvendeyim." diyerek, o güvenin ve değer görmenin mutluluğunu paylaşıyorlar.


İşte çocukların bu saf paylaşma arzusu ile insan ruhunun bu fıtri ihtiyacı, zihnimi tarihin en büyük ve en mukaddes buluşmasına, Tûr Dağı'na götürdü. Merhum Mehmed Alagaş hocamızın eserlerinde de tefekkür ettiğimiz o hakikatin izini sürdüğümüzde, karşımıza çıkan manzara bu bağın ne kadar köklü olduğunu gösteriyor. Hz. Musa, Tûr Dağı'nda önce ürperiyor, korkuyor fakat âlemlerin Rabbi ile konuştuğunu idrak edince o korku ...


Yazının tamamı...

Hatırlamaya çalıştı, galiba ilkokula başladığı seneydi. Babası -kabrine rahmet yağmurları yağsın- elinden tutup onu bayram yerine götürmüştü. ...

Yazının tamamı...

"Yazmak veya yazar olmak, kendi başına bir değer değildir. Çünkü doğruları yazmak değil yaşamak yiğitliktir. Rablerinin huzuruna okur-yazar olarak değil okur-yaşar olarak çıkmaya çalışan müslümanlar, ebedi kurtuluşu umabilecek müslümanlardır." ... 

"Din nasihattir. İlahi ölçüye göre doğru ve insanlar için faydalı gördüğünüz mesajları, internet üzerinden veya çıktı alarak bilgisayarı olmayan kardeşlerinizle paylaşın ki siz küçük adımlarla rahmete giderken, rahmet de büyük adımlarla size geliyor olsun."

"En karamsar vakitlerinizde bile yaşama isteğinizi ve Allah'a kulluk heyecanınızı kaybetmeyiniz. Çünkü her güzel şeyin, en güzel bir şekilde bulunduğu cennette dahi Allah'ı hoşnut edebileceğimiz böylesi vakitler yoktur. Allah'ı hoşnut etmek isteyen müslümanlar için yaşadığımız dünya vakitleri, cennet vakitlerinden çok daha değerlidir."

"Hiç kimseye ve hiçbir gruba "Size geleceğiz" demiyoruz. Hiçbir kimseye ve hiçbir gruba "Bize gelin" de demiyoruz. Ne dediğimiz açıktır. Gelin hep birlikte Allah ve Resulünün tartışmasız daveti olan Kur'an-ı Kerim'e icabet edelim."

"Yüce Kitabımızdaki "Gerçek şu ki dinlerini parça parça edip kendileri de grup grup olanlar (var ya), senin onlarla hiçbir ilişkin (alakan) yoktur. Onların işi Allah'a aittir. Sonra O, yaptıklarını kendilerine haber verecektir. (6-En'am 159)" buyruğuna iman ve teslimiyet gösteren müslümanlar olarak, İslam ümmetinin bütünlüğünü değil kendi mezhep, meşrep ve fırkalarını önceleyerek dinlerini parçalayanlarla bizim de bir ilişiğimiz ve onlarla tartışacağımız bir husus yoktur. Elbetteki onlara da dua ediyor, "Allah hepimizi hak ve hakikatte birleştirsin" diyoruz."

"Burası öncelikle halka değil hakka açık özel ve küçük bir sitedir. Ayet-i kerimelere muhalif yollarda karşılaşılan sorunları tartışma ve çözme gayesi olmadığı gibi vahiyden kaynaklanmayan popüler gündemlere de dahil olma niyeti yoktur. Bu sitedeki yegane hedefimiz hakkı anlayan ve yaşamaya çalışan az sayıdaki kardeşlerimizle rivayetlere değil ayetlere dayalı hakkı konuşmak ve paylaşmaktır. Bundan başka bir gayesi olanlar bu özelimize saygı göstererek lütfen bizden ve bu siteden uzak dursunlar."...